Yardım değil ve fakat yeniden yapılandırma
23 Temmuz 2007
Balığı, sudan çıkarıp kıyıya koyarken, Dikkat et, birazdan boğulursun dedi çocuk.
İç İşleri Bakanı Ter Horstun yeni planlarını düşünürken bu parabolu düşünmeden edemedim.
Ter Horst, devlet dairelerindeki personelin kültürel çeşitliliğini daha da arttırmak istemektedir. Ben bu konuda bakanla hemfikirim. Ancak bu sonuca, temelden farklı bir yol ile varılabileceğini düşünmekteyim. Ter Horst stajyerleri; %25 Hollandalı bayan, %25 yabancı kökenli Hollandalı bayan, %25 Hollandalı bay, %25 yabancı kökenli Hollandalı bay gibi çok sert ve kuralcı ayrımlarla toplumsal gruplara ayırarak staja almayı istemektedir.
Pozitif ayrımcılık, yabancı kökenli kişilerin iş piyasasına katılımındaki geriliği daha da güçlendirmektedir. Bu durum kişileri sanki hasta, zayıf ve istenilmeyen bir durumdalarmış gibi göstermektedir. Bununda ötesinde, işlerini kaliteli olduklarından değil ama sadece yabancı kökenli olmalarına borçlu olduklarına dair bir izlenime kapılmaktadırlar. Bu durum ortaya yanlış sonuçlar çıkartmaktadır : Neden daha kaliteli bir Hollandalı var iken , yabancı kökenli bir Hollandalıya öncelik tanınmalıdır? Yoksa yabancı kökenli Hollandalılar zavallı bir grup olarak mı değerlendirilmektedirler ?
Kültürel çeşitlilik zorlama ve baskıyla olamaz. Kültürel çeşitliliğin sağlanabilmesi için bu yolun önündeki bütün engeller kaldırılmalı ve insanların kendilerini yetiştirebilmelerine olanak sağlanmalıdır. Ama sonuçta bu isteğin, insanların içinden gelmesi gerekmektedir. Bunu başarabilen pek çok yabancı kökenli vardır ve bu kişilerin hiç biride sosyalistlerin düşündüğü gibi değildirler: Yabancı kökenli Hollandalıların yüksek öğretimdeki sayıları son 12 senedir iki katına ulaşmıştır.
Peki bu durum nasıl oluşturulacaktır? Şu anda ekonominin büyüyor olması, yabancı kökenlilerin daha kolay iş bulabilmelerine yardımcı olmakta, işverenler değişik yollarla işçi aramaktadır. İş piyasasının yeni grupları olan bayanlar ve gençler, artan personel açığından faydalanmaktadır. Aynı olay 90`lı yıllarda da görülmüştü. Ancak sonrasında ortaya çıkan dotcomcrash, onu izleyen kötü gidişatı beraberinde getirmiştir. Ortaya çıkan bu durumda ilk önce kimler işden çıkartılmışlardır ? Yabancı kökenliler, kadınlar, gençler ve yaşlılar.
Bu ekonomik büyümenin ardından şimdi tekrar bir düşüş beklenmektedir. Ve 4. Balkenende hükümetinin riskli sosyo-ekonomik politikası ortaya çıkacak finansal hayal kırıklıklarını önleyemeyecek ve yeni grupların işleri bundan direk olarak etkilenecektir. Böylece bu gruplar iş piyasasının dışında kalmaya devam edeceklerdir.
Devlet içerisindeki pozisyonlar özel sektörden daha da kötüdür. Bu kötü pozisyonun sebebi ise memurlara uygulanan kanundur. Bu kanuna göre, işverimi açısından standardın altında olan bir memura çıkış vermek masraflı ve zaman alıcı bir uğraştır. Bu yüzden Devlet işveren olarak bu durumla uğraşamamaktadır. Memurlar Kanunu, devletin etrafında büyük bir duvar örerek halen dışarıda olanların yine dışarıda kalmalarının devamına neden olmaktadır.
Bu özel ve kendine özgü memur statüsü 19. yüzyıldan gelmektedir. O zamanlar iş hukuku olmadığından dolayı memurlar için ayrı bir yasa yapılmıştır. Bu durum o zamanlar için iyi bir fikir olmakla beraber, şu anda bu sistemin büyük dezavantajlarını yaşamaktayız. Eğer memurlar yasası içerisindeki bütün prosedürler takip edilmek istenirse, işden çıkartma dört sefer kontrol edilmektedir: Fikir belirtme prosedürü, itiraz prosedürü, mahkeme aşaması ve yüksek mahkeme aşaması. Eğer işden çıkartma işlemi, daha sonra mahkemeden ya da yüksek mahkemeden geriye dönerse, bu zaman işlem prosedüründen geriye dönüş çoğu zaman imkânsız olup memur için memnuniyet verici bir miktarda tazminat miktarı hakkında anlaşma sağlanması şarttır.
Bunun yanında devlet kurumlarında çalışan işçiler için masraflı bekleme kuralları uygulanmaktadır. Belli bir süre içinde kalmak üzere devlette 18 ay memurlara eski işleri bittiği taktirde ilk seferinde olmak üzere başka bir iş için yardım edilmektedir. Bundan sonra iş çıkış prosedürü uygulanmaya geçilmektedir. Üstelik devlet iş çıkış masraflarının riskini karşılamaktadır. Böylece İşsizlik Yasası (WW) masrafları devletin hesabına geçmektedir. Bu yüzden devletin memuru ya işte tutarak ya da çıkış vererek neredeyse aynı giderlere maruz kalmaktadır.
Memurlara geçerli olan bu istisnai hukuk, başka bir değişle bütün topluma çok pahalıya patlamakta, özel sektördeki işçilere karşı büyük haksızlık yaratmakta ve devlet sektöründe çalışma imkanı bulamamış dışarıdakilerin devlet kurumlarında işe başlamalarını engellemektedir.
Hollanda`nın yaşlanma problemlerini aşabilmemiz, refah seviyesini koruyabilmemiz için bizim, yabancı kökenlilere, bayanlara ve gençlere çok ihtiyacımız vardır. Bir sosyal liberal olarak bazı insanların bir gruba ait olduklarından dolayı iş piyasasında şanslarının az olma ihtimalinin sindirilemez olduğuna düşünmekteyim. İşe başvuran kişinin birey olarak kalitesi çıkış noktası olmalıdır. Bu durum bir gruba ait olmasına, bir istatistiğe veya bir bakanın değerlendirmesi ile ilgili olmamalıdır. Eğer Ter Horst yabancı kökenliler, bayanlar ve gençlerin eşitliğini ciddiye alıyorsa o zaman daha faydalı geçerli önlemler almalıdır. Memurlar yasasının kaldırılarak, özel iş hukukuna göre degiştilmesi ve devletin yeniden yapılandırılması gereklidir. Şu anda dışarıda bekleyenler yardım değil, sadece eşit haklar istemektedirler.
Fatma Koşer Kaya
Tweede-Kamer lid voor D66
Hükümetin düşmesi hakkında Fatma Koşer Kayanın şahsi yorumu
Lahey, 2-7-2006
Sayın okur,
Son günlerde üzerinde çok konuşulan ve sonunda hükümetin düşmesine yol açan kriz hakkında üzerinde önemle düşünülmesi gereken bazı noktaları sizlerle paylaşmak istiyorum.
Hollanda Meclisinde sizin adınıza milletvekili olarak temsilcisi bulundugum D66 partisi, bu olay hakkında ne düşünmüş ve ne yapmıştır?
Öncelikle bilinmesi gereken; bu olay sadece ve direk olarak Ayaan Hirsi Ali ile ilgili değildir. Hirsi Ali, oluşan bu sonucun, sadece görünen sebebidir.
Hollanda; kurumlarının uyumlu çalışması, kurallarının yerleşmiş ve herkese adil bir şekilde uygulanması ile övündüğümüz ülkemizdir. Ancak eskiden dünyaya örnek olan Hollanda ne yazık ki şu anda herkesin Neler oluyor Hollanda`da ? diye sorguladığı bir ülke haline gelmiştir.
VVD`li Bakan Verdonk, D66`nın ortaya koyduğu üzere, biz Hollandada yaşayan herkesin şimdiye kadar övündüğü ne kadar güzel ve örnek özelliğimiz varsa bunların hepsini yıkmak için elinden geleni yapmıştır. Milletin kendisine verdiği Bakanlık pozisyonunu, baskıcı politik düşüncelerini gerçekleştirmek üzere yine kendi partisinin bir milletvekili olan Hirsi Ali için yanlış yolda kullanma yolunu tercih etmiştir. Bu durumu, Başbakan Balkenende dahi itiraf etmiştir.
Bayan Verdonk VVD partisinin bir bakanıdır. Hirsi Ali ise yeterli eğitime sahip, Hollandaca problemi olmamasının yanısıra kendisini destekleyenleri ve sahiplenenleri olan bir kişidir.
VVD`li Bakan Verdonk, kendi partisinin bir milletvekili olan Hirsi Ali`nin Hollanda vatandaşlığını koruyabilmesi için Başbakan Balkenendenin itiraf ettiği üzere baskı yapmış ve bakanlık pozisyonunu kullanarak kendisinden şimdiye kadar söylediği yalanlar için bir özür mektubu istemiştir.
Ancak Hirsi Ali, Hollanda`ya iltica başvurusu sırasında yalan söylediğini saklamamıştır.
VVD Bakanı Verdonk ve VVD ise, şimdiye kadar ortaya koyduğu davranış biçimiyle Hirsi Ali`nin söylediğini saklamadığı yalanlarına VVD partisine oy kazandırdığı sürece ses çıkartmamışlardır. Ancak Bakan Verdonk ve VVD yaptıklarıyla, gerçekler ile çıkarlar çeliştiğinde ne şekilde hareket edeceklerini ortaya koymuşlardır.
İşte D66`nin olaya farklı bakış açısı burada ortaya çıkmaktadır.
Hirsi Ali gibi destekleri olan bir insana bu şekilde davranabilen VVD`li Bakan Verdonk acaba, yeterli eğitimi olmayan, Hollandacayı akıcı konuşamayan, desteği ve sahiplenenleri olmayan insanlara neler yapmıştır ve yapacaktır ???
Burada herkesin görmesi ve üzerinde önemle düşünmesi gereken durum, zaten yardım ihtiyacı içinde olan insanlara reva görülen muameledir. Bugün kendisini anlatabilecek durumda olan insana bunu yapan bir politikacının, kendi pozisyonunu yanlış şekilde kullanarak, bu güce sahip olmayan ve yardıma ihtiyacı olan insanlara nasıl davranacagı ortadadır.
D66, yapılanlara ve yapılmak istenenlere artık daha fazla seyirci kalamayacağını açık ve net biçimde ortaya koymuştur. D66 gerektiğinde, toplumun uzun vadeli çıkarları için elindeki iktidar gücünü dahi bırakabileceğini ortaya koymuştur.
Çünkü burada bahis konusu olan, kendisini koruyabilecek gücü olmayan ama destek ihtiyacı içinde olan insanların hayatları ve gelecekleridir.
VVD partisi ve Bakanı Verdonk, bakan olarak sahip olduğu yetkileri D66 partisinin ortaya koyduğu ve toplumun pek çok kesimince kabullenildiği üzere yanlış kullanmıştır.
D66; VVD partisinin yaptığı ve CDA`nında desteklediği şekilde insanlarlarla ve gelecekleriyle bu şekilde oynanmasına izin veremez.
D66 artık, VVD Bakanı Verdonk`un yaptığı ve CDA `nın desteklediği sorumsuz davranışlarının ve hatalarının sorumluluğunu taşımak istememektedir.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur,
Fatma Koşer Kaya
D66 milletvekili
Yeni bir alt tabanımız var
İçinde yaşadığımız korku ve öfke kendisini göçmenlere karşı olan tutumuzda dışarı vurmaktadır. Göçmenler, bir başka ifade ile misafir işçi, yabancı, allochtoon, yeni Hollandalı, yurttaş ve sonunda geitenneukers. Hepsi başka bir etnik kökenden olup, çoğu toplumun alt sosyal tabakasının birer parçasıdır. Hollandanın tabanı şu andaki değerlendirmelere göre siyahdır. Bununla birlikte Hollandada halen gerçek anlamda etnik bir problem yoktur. Toplum tabanının bir kısmını oluşturan Müslümanlar, Hollandayı halen gerçek anlamda dini bir problemle yüzleştirmis değillerdir. Hollanda sadece yeni bir alt yapıya sahip olmaktadır. Şu an itibariyle gelişmekte olan, toplum alt yapısında meydana gelen değişikliklerdir. Üstelik bu durum Hollanda`nin tarihsel gelişimine de aykırı değildir.
100 yıl önce Rotterdam, Brabantdan gelenlerle dolup taştı. Pastor gibi isimlere sahip kişiler doğma büyüme Rotterdamlıların şaşkın bakışları arasında yerleştikleri bu yeni şehirde birçok büyük katolik kilisesi kurdular. Şu an ise bu katolik ibadet evleri birer anıt olarak eski eser koruması altına girmiş durumda. Günümüzde ise Rotterdam, Türkler ve Faslılar geliyor ve büyük camiler inşaa ediyorlar. Bundan 100 yıl sonra Mevlana Camiisinin de bir resmi anıt olacağına bahse girer misiniz?
Fatma Koşer Kaya
D66 milletvekili